Salı, Kasım 24, 2009

The Twilight Saga: New Moon


film gerçekten güzeldi... ayrıca jacob kas fln yapmış dehşetengiz bişi olmuş :) bella bütün esrarengiz tipleri kendine çeksin madem ne diyelim gözümüz yok... cullen ailesinin fertleri etrafta yokken kurt adamlarla tanıştık. ama sonunda edward döndü. birinci filmden daha çok beğendim ben bu filmi. bakalım seneye üçüncü filmde neler görcz.






Posted by Picasa

Pazartesi, Kasım 23, 2009

Grizzly Bear - Two Weeks

tiplerine çok gülüyor insan ama şarkı gerçekten güzel :)

bu şehre ben yağıyorum hergün


hayatın bana getirdiği şeyleri sevmiyorum bu ara. içimdeki huzursuzluk herşeyle aramda bir paravan gibi. sisli bulutların ardından görüyorum herşeyi. yavaş yaşıyorum. geç kalıyorum. elimdeki taşları çevremdekilerin üstüne atmak istiyorum. benden uzak durun. gündüzleri verdiğim sözleri geceleri unutuyorum. aslında herşeyi unutmak bir kaçış gibi. şu an en çok istediğim şey kaçmak. ama odamdan çıkmadan kaçmak ....(?) kendimi çözümleyemiyorum. en son mutlu olduğum günü anımsamaya çalışıyorum, sistemi o güne döndürmek için, sistem hasar almış, virüs girmiş veri tabanıma, sanki öyle bir gün yok gibi. keşke yedekleseymişim kendimi.
biri başıma sert bi cisimle vursun. belki hafızam hepten silinir iyisiyle kötüsüyle, yeniden başlarım yazmaya en başından. yoksa sistemi kapatmam gerekecek gibi görünüyor.

Çarşamba, Kasım 04, 2009

LÜTFEN...

Domuz gribinden korunmak için;

1. Ellerin sıklıkla yıkanması

2. "Hands-off-the-face" "Ellerinizle yüzünüze dokunmayın" yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.

3. Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız (tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız). H1N1 'in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.

4. Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.

5. Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.

6. Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz.
* Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1N1 virüsü mide'de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.

Salı, Kasım 03, 2009

Behind The Red Door






Behind The Red Door


yalnızlık kimsenin seçimi değildir Natalie, ilk adımı atmak her zaman zordur ama buna değer...

güzel film.

Salı, Ekim 13, 2009

izleyin..



canım her sıkıldığında kendimi sinemaya atıp, filmlere boğasım geliyor. gerçeklerden, gerçek olmayan şeylere kaçıyorum :) birkaç saat zihnimi aldatıyorum. kalıcı çözümler için büyük adımlar gerekiyor çünkü. herneyse.

ilk film the ugly truth ... filme yalnızca gerard butler için gitmiş olsam da katherine heigl de iyi oynamış. yüksek beklentiyle gitmeyince hayal kırıklığına da uğramadım, koltuğuma kurulup düşüncelerimi gömüp eğlendim :)

ikinci film the time traveler's wife ... ben kitabını okumamıştım, okuyan çoğu insan beğenmemiş ama ben çok beğendim. etkilendim de.. gözlerim doldu. güzel film...


Posted by Picasa

Pazartesi, Ekim 05, 2009

gitmek isteyip de gidemeyenlerin ülkesindeyim..
zamanın gerisinde kalıyorum kaçamadıkça..

sana rağmen

Senin sana rağmen bir yüzün var
Herkesin ilk aşkına benzeyen
Beklemek kadar acı , anlamak kadar zor
Nedensiz ölümlerin suskunluğu gibi
Yok karşılığı yüzünün

Senin sana rağmen bir yüzün var
Herkesin ilk aşkına benzeyen
Yaklaştıkça imkansız uçurumlar
Nedensiz hayatların o büyük acısı gibi
Yok karşılığı yüzünün

C. Ersöz

gel(me)

Gel me dur ne olur
Gel me kal
Sana verdiğim çiçekleri yanına al
Buralar soğuk siyah çirkin karanlık
Yani gelme
Seviştiğimiz gecelerde kal
Bize benzeme

f.d

Salı, Eylül 29, 2009

en kıymetlim


geldi... iki gözüm, canım, lokumum, balım, bitanem geldi bizim aileyi şereflendirdi sonunda :) yıldızlar onun için kaysın birer birer ve her dileğimiz uzun, sağlıklı, mutluluk dolu, hür, özgür bir ömür olsun..
Posted by Picasa

Salı, Eylül 22, 2009

ben artık yaşadığımı hissetmiyorum




- başkaları yaşıyor, biz konuşuyoruz.


sonsuzluğun içindeyim düşüyorum. eskiden olsa bir yerlere tutunmaya çalışırdım, artık uğraşmıyorum.

artık olayları net göremiyorum. herşey bulanıklaşıyor sanki. sorumsuzum, kararsızım, bakımsızım, aşksızım, tatsızım, huysuzum, mutsuzum evet en çok da mutsuzum.. sıkılıyorum her şeyden. iyi değilim.

Pazar, Temmuz 26, 2009

Haftasonu...


Bir Alışverişkoliğin İtirafları - Confessions of a Shopaholic
Laylaylom bi film aslında ama bi o kadar da kendimi buldum :)


My Blueberry Nights
Renklerin dans ettiği, ağır, yumuşak, tatlı bir film... beğendim.


Wasabi
Ya bu çok hoş bir film seviyorum ben bunu :)) Tvde görünce oturup izliyorum hala...

Pazar, Haziran 28, 2009

doğruya doğru..


“Ben bir Kürt aydını olsaydım, bizzat kendi entelijensiyası tarafından ihmal edilmiş soyumun acısının Yeni Dünya Düzeninde varolabilmek için petrolsüz, doğal gazsız çabalayan kan kardeşlerimden çıkarılmasına razı olmazdım.“


Alev Alatlı

gölgeler


>> gerçeğin öteki yüzü. nesnelerin gölgelerinin, nesnenin kendisinden daha çekici ve etkileyici olmasının yarattığı kaos. aşk gibi, tutku gibi. >> hakikatler dünyasında var olan her nesnenin, hayaletler dünyasından gelmiş kusursuz, formal kopyası. >> herkes gölgesine kavuşmayı bekler ... yani ölmeyi, suretini teslim etmeyi ... >> siyah ya da gri gibi gorunmesine ragmen mavidir aslinda. >> gene de gölgeler daha ürkektir insanlardan >>

Pazartesi, Haziran 08, 2009

Ne olur sormasınlar bana
Ne olur söyletmesinler derdimi
Saklarım ben onu kendime
Yerim kendi kendimi
Akıyorsa yaşlar gözümden
Dinmiyorsa bir türlü gece gündüz
Karardıysa bütün dünyam
Vardır elbet bir sebebi

Cumartesi, Mayıs 23, 2009

everything is wrong


"the story of life is quicker than wink of an eye,
the story of love is hello and goodbye,
until we meet again. "
jimi hendrix

Cuma, Mayıs 22, 2009
















Fotoğraflar Marie Claire (UK) nisan sayısından.. çok beğendimm.

Çarşamba, Mayıs 20, 2009

bitkisel yağları lavabolara dökmeyelim!



"1 litre yağ, 1 milyon litre suyu kullanılamaz, 5 milyon litre suyu içilemez duruma getirir.
1 litre kullanılmış motor yağı, 800 bin litre içme suyunu kullanılamaz hale getirir.
1 litre benzin, 800 bin litre içme suyunu kullanılamaz hale getirir.
Atık yağlar yüzeysel sulara, kanalizasyona dökülmemeli ve evsel çöplerle karıştırılmamalıdır! Evsel çöplerle karışan yağlar depolama alanlarında yangın tehlikesi oluşturmaktadır. Biriktirilmeli ve lisanslı firmalara verilmelidir. "

Bunları okuyunca bir daha asla kızartma yağlarını lavaboya dökmem dedim.. Rakamlar çok ciddi.. Biriktirip toplama yerlerine götürücem.

http://www.geridonusum.org/

http://www.albiyobir.org.tr/

Salı, Mayıs 19, 2009

video

Cuma, Mayıs 15, 2009

büyüdük de sanki n’oldu!


eskiden nesemiz vardi,
gülümserdik hergün,
uzaktaydi hüzün...
hayallerimiz vardi,
uçurtmalar geçen içinden,
cumartesi öğlen...
boyalarımızla oynardık,
rengarenkti her şey,
karanlığı boyardık,
ve birden büyüdük aniden,
ve birden küçüldü hayaller...
büyüdük de sanki n’oldu!
cocukluğu unuttuk,
yalanlara boğulduk.
büyüdük de sanki n’oldu!
umutları kuruttuk,
savaşta vurulduk...
büyüdük aniden...
büyüdük aniden...
koşardık bayırlarda, ağaç evler kurardık,
bedavaydi çiçekler, taçlar yapardık.
düşşek bile olsun, yeniden kalkardık,
acıtmazdı hayat
(hayat)...
ve birden büyüdük aniden,
ve birden küçüldü hayaller...
ve birden uzaklaştı gökyüzü,
ve birden gömüldük dertlere...
büyüdük aniden...
büyüdük aniden....
büyüdük aniden...
küçüldü dünyamiz...


Ogün Sanlisoy - Büyüdük Aniden

Perşembe, Mayıs 14, 2009


"...bir şeyi elinde ne kadar çok sıkarsan, avuçlarının arasından o kadar çok sızar."

Pazartesi, Mayıs 11, 2009

uykusuz her gece...


düşünceler düşünceleri kovalıyor, uyutmuyor beni. nasıl da uykum geldi deyip, başımı yastığa koyduğum anda uyku hoop gidiyor.. zaten uyuyakalsam da beş altı saat ancak uyuyorum sanırım. tv izlerken uyuyakalmışım, kabuslarla uyandım, çok uyudum sandım sonra o kadar rüya görünce, meğer on dakika uyumuşum. şaka gibi. uyku benim için hep problem ya, napıcam bilmiyorum.

uyku diye bişey hiç olmasaydı keşke.. dinlenmek için daha farklı bişi olsaydı. kendimizi yarım saat şarja takıp gücümüzü fulleseydik :)

Pazar, Mayıs 10, 2009


Cuma, Mayıs 08, 2009

anlatsam değişir miydi sanki, hiç sanmıyorum..


kalbinden bir parça koparıp geçmişe gönderiyorsun. sen artık orada kalacaksın diyosun. bu saatten sonra hatılamanın, konuşmanın, eskileri deşmenin gereği yok! hani filmlerde gülerken, kahkaha atarken birden ağlar ya insanlar. işte öyle bir duygu karmaşası içinde bir damla göz yaşın akıp gidiyor. artık hiçbişey eskisi gibi olmayacak diyosun.

hiç bir zaman duymayacağın, duysan da anlamayacağın bir çığlıktı bu... ve geçmişin derinliklerinde kayboldu.

Çarşamba, Mayıs 06, 2009

buara bişeyler yazmaya çekiniyorum. sanki kelimeler içimden çıkıp beni aşacak ve aslında kendime bile söylemeyeceğim şeyleri paylaşacaklar gibi. belki de bazı şeylerle yüzleşmeye korkuyorum. bilmiyorum aslında. kendimi ifade etmekten yoksunum. beğendiğim şarkıları koyarak buralarda olduğumu hatırlatıyorum ya da kendimle yüzleşmeyi, upuzun bir yazı yazmayı erteliyorum :)
ben hayatımdaki küçük eksikleri görmüşüm onları yerlerine koymaya çalışmışım hep. aslında dikkatle baktığımda benim hayatımda çok daha büyük eksiklikler olduğunu gördüm. ama onları yerine koyabilmem çok zor hatta bazıları artık imkansız.
işte bu gibi şeylerle yüzleşmek zor olunca yazı yazmaktan kaçıyorum, aslında bazen düşünmekten bile kaçıyorum...

you have stolen my heart

Cuma, Mayıs 01, 2009

Perşembe, Nisan 30, 2009

Erin McCarley's "Love Save the Empty"

You Are My Exception!

Pazartesi, Nisan 27, 2009

happy birthdaaaayy


az önce farkettim ki benim blog bugün üç yaşına girmiş :)

Cumartesi, Nisan 25, 2009

HA-Rİ-KA!

A.Ş.K. neyin kısaltması :)








kabul bana göre değil belki...
ama güzel bir şey gibi geliyor böyle nadir zamanlarda...







Pazar, Nisan 05, 2009


ruhumun karanlık bi tarafı var...
bende yer etmiş, beni üzen şeyleri atıyorum oraya sanki. böyle üst üste arabalar olur ya yıkık dökük, araba çöplüğünde. işte öyle bir yer anlatmaya çalıştığım...
yalnız kaldığımda zaman zaman hava birden serinlemişcesine beni ürperten sırtımdan soğuk soğuk üfleyen, zaman zaman da göz yaşlarımın dökülmesine sebep olan.
saplı bir bıçak gibi orda duruyor. yalnız kaldığım zamanları kolluyor.

Zaman beklemez...


Pinhani gelmiş biz de gittik dinledik... Eğlendik mi? -Eh..
Hoş insanlarmış güzel müzik yaparlarmış mutlu olduk... Fena olmadı...
Grubun solisti (sinan) bize pinhani sürahi gibi söylenecek deyince grubun isminin nasıl okunduğunu anlamış olduk :)

-----------------
Yalnız kaldıysan, kalkıp pencerenden bir bak
Güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü
Dön bak dünyaya
Herkes gitmişse, sakince arkana dön bir bak
Dostun kalmış mı, aşkın solmuş mu
Dön bak dünyaya, dön bak dünyaya
Bir sonbahar kadar yalnız, bir kış kadar savunmasız
Ya da ilkbaharsan, yolun başındaysan
Asla vazgeçme, kalkıp da pencerenden bir bak
Güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü
Dön bak dünyaya
Güzel şarkı... Bana beni anımsatıyor fazlasıyla.

Cuma, Nisan 03, 2009

Cédric & Chen

8 yasindaysaniz ve asiksaniz hayat cok güzeeell..! Ben demiyorum Cedric diyoo ve çok güzel diyo insanın 8 yaşında ve aşık olası geliyor onu izlerken :)
Asyalı kız arkadaşı Chen'e çok fena aşık olan bu küçük adam gece pencereden dışarıyı izlerken öykülerini anlatıyor.Benim üzümlü kekim, dogu incim, asya papatyam chenim... diyerek bir birinden güzel kelimelerle Chen'e anlatmaya çalışıyor...

Biri beni durdursun...!


Ya feci alışverişim geldiii :) Esra Ceyhana konuk olup kendini yerden yere atan biri vardı ya işte aynen öyle -elllllaaaaah diyerekten kendimi dükkanlara atıp
çar çur har vur al al al al al deli gibi deli gibi al al al al paraları paraları saç saç saç

cingılını söylerekten alışveriş yapasım var... Ah kendimi bir bıraksam kızgın kumlardan serin sulara atlıyormuşcasına evet aynen o hazla alışverişe boğucam kendimi... imdaaat..! içime bişey kaçtı :)


EATPHABET

Süpper :)

Perşembe, Nisan 02, 2009

Çerezlik


Sıkıldım.. Ve gidip iki çerezlik film izledim.. Bu oyuncuların daha önceki filmlerini beğenmiştim onun verdiği bi güvenle, aklımı dağıtırım diye gittim ama malesef olmamış...



Posted by Picasa

:)


4500 fotoğraftan oluşturulmuş... çok beğendim. sıcacık!

Salı, Mart 24, 2009

başka türlü bir şey benim istediğim



başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz, havası ayrı hava
nerde gördüklerim, nerde o beklediğim
rengi başka, tadı başka..
-------------------------------
aşk.
hangi denizin kıyısındasın sen.
hangi kumsalda duruyor ayak izin.
başka türlü birşey benim istediğim.
birkadın bir erkek arasında geçen.
ve içinde sadece mana bulunan.
can yücel

bencillik işte...

"seni seviyorum, demek her şeyi kabullenmektir. gidişleri kalışları, öpüşleri aldanışları, kapıları, çıkmaları, sırtını ve göğsünü, elini ve dilini her şeyi kabullenmektir. nasılsa öyle. neyse o. biraz da o olmak. onun biraz da sen olması. sonra ikisinin de aynı ateşte kavrulması. aynı sularda boğulması."
Alıp okumayı düşündüğüm bir kitaptan hoşuma giden bir küçük bir alıntı...
Okumak güzel de... Bana çok uzak bir insanı bu denli sevebilmek... Seni seviyorum diyebilmek çok zor, çok uzak.
Sanırım biraz fazla bencilim :)

Cumartesi, Mart 21, 2009

Nur-u Ayinim

Yeni duyduğum sözlerden biri Nur-u Ayinim... Çok hoşuma gitti.
Böyle birkaç güzel dize buldum anlamına bakarken.. Bana binde bir uğrayan duygusal zamanlardan biri heralde :)
-------------
Nur-u Ayinim.
Yazmasında güneş koşan yarimin.
------------
Nur-u Ayinim, iki gözüm, bildin mi neydi sabır?
Ya neydi kirpiğinin kıvrımına tutulup kalan burukluk?
Hani neydi nesre çevrilemeyen söz?
Neydi bilgiye adanmış ayazların derûnunu dolduran acı?
Sabır bir aydınlık, sabır bir teselli...
Büyük Sahra’ya yağmur, istiridyeye inci...
Sabır göz pınarlarını kurutan ferahlık; sabır hüzünler kulübesinin ışığı...